FORSIS
ANA SAYFA | İLETİŞİM | ENGLISH | FACEBOOK
YAKUP HAZAN İLE SÖYLEŞİ - ARKITERA DERGİSİ
01.12.2006


Son yıllarda ülkemizde kullanımı yaygınlaşan “yarışmacı mimar” kavramını, katıldığı bir çok yarışmada önemli dereceleri olan Restoratör Y. Mimar Yakup Hazan’la tartıştık. Kendisiyle Türkiye’de yarışmalar ve yarışmacı mimarlığın oluşumu üzerine yaptığımız sohbet sırasında mimarın projeleri ve geleceğe dönük programlarına da değindik.

Rana Öğüt: Sizin için yarışmalar ne ifade ediyor?

Yakup Hazan: Hayatım yarışmalar üzerine kurulu, benim için yarışmalar her şey demektir. Öğrencilik yıllarımdan başlayarak, önce yarışmalara katılan mimarların yanında çalıştım, tasarım ortamlarında bulunup, o heyecanı yaşadım. Okulum bittiği zaman girdiğim ilk yarışmada ise birincilik aldım. Yani benim mimarlık hayatım yarışma ile başladı, yarışmalarla da bitsin isterim.

RÖ: Son yıllarda Türkiye’de “yarışmacı mimar” diye bir tanımlama oluştu ve öğrencilik döneminden itibaren mimarlar yarışmalara yöneldi. Bu durumu nasıl buluyorsunuz?

YH: Bu kavram aslında son yıllarda oluşmadı. Biz de öğrenciliğimiz sırasında yarışmalara katılan mimarların yanında staj yapmayı, çalışmayı, onlar gibi olup adımızı duyurmayı istemiştik. Bizim örnek aldığımız kişiler 1980 öncesi mimarlarıydı. Daha sonra 1980’ler 90’larda yarışmacı profili değişti. Gruba bizler de dahil olduk. Bu on yıllık süre içerisinde benim de Tip Konut Projesi ve Antalya Belediyesi Şehirlerarası Otobüs Terminali Projesi olmak üzere iki birinciliğim oldu. Aynı zamanda İdil Grubu, Cem Açıkkol, Semra–Özcan Uygur v.b arkadaşlar bu dönemde birincilikler almışlardı. Daha sonra Bünyamin Derman ve Selim Velioğlu gibi isimler de dahil oldular. Ve halen çoğumuz yarışma ortamındayız.

Ben “yarışmacı mimar” yerine “tasarımcı mimar” demek istiyorum. Elbette yarışmalara fazlaca ilgi gösteren ve teklif veren bir grup oluştu. Tasarım yapan mimarlar, yarışmaları deniyorlar, birinci olanlar da daha çok tanınıyorlar. Tasarım yapmak isteyen insanların yarışmaları seçmesini doğru buluyorum. Çünkü yarışma, insanın doğasında olan, günlük hayatında olan bir şey. Tanınıyor olmak, mesleğe yeni başlayan meslektaşlarımıza çekici geliyor. Onlarda yarışma ortamına dahil olmak, katkıda bulunmak istiyorlar. Ancak yarışmalara katılmak çok zahmetli bir iştir, birikim ister, emek ister...

RÖ: Bize yarışma seçiminizdeki kriterlerinizden, yarışmalara katılma nedenleriniz ve hazırlık sürecinizden bahsedebilir misiniz?

YH: Daha çok yapı ağırlıklı yarışmaları tercih ediyorum. Türkiye’de, Batı Ülkeleri’nde olduğu kadar çok yarışma açılmadığı için, yarışmayı seçmemiz diye bir durum söz konusu olamıyor. Zaman varsa, mevcuttaki yarışmaya teklif veriyorsunuz. Başka bir deyişle zaman ayırabilme ile ilgili diyebilirim.

Yarışmalara katılma nedenlerimin başında yarışma pratiğinden kopmak istememem gelir. Yarışmalar kendine has bir kültürdür ve o kültüre katkıda bulunmak gerekir, bugün bizler yarın ise genç mimarlar tarafından devam ettirilecektir. Bir yarışma konusu üzerine değişik sözlerin söyleniyor olması, ortamı dinamik tutmak demektir. Mimarlık ortamındaki yarışma dinamiğini önemsiyorum. Ayrıca yarışma yoluyla iş alıp düşündüklerimizi hayata geçirmek diğer bir katılma nedenidir.

Yarışmalara hazırlık safhasında, yoğun bir çalışma süreci geçiririz. Zihinsel çalışma, şartnameyi aldığımız an başlar ve teslim ettiğimiz ana kadar devam eder. Fiziksel çalışma ise ekibimle birlikte düşüncelerimizi çizerek ifade edebildiğimiz kadar sınırsızdır.

RÖ: Mimarlık hayatınız boyunca kaç yarışmaya katıldınız? Yarışma projelerinizden kaçı hayata geçti ve Türkiye’de bu aşamada zorluklarla karşılaştınız mı?

YH: Sanıyorum 90’a yakın yarışmaya katıldım ve yarıya yakınından da ödül ve mansiyon aldım. Kazanmış olduğum 7 birincilikten, şu an halen inşaatı devam etmekte olan Adnan Menderes Havalimanı Yeni Dış Hatlar Terminali Binası da dahil olmak üzere üç tanesi uygulandı. Diğer uygulanan yarışma projelerim ise; Antalya Otobüs Terminali ve Manavgat Belediye Binası’dır. Çorum Esnaf Sarayı Projesi ve Çorum Kültürpark ve Fuar Alanı Projesi’nin inşaatı başlamıştı ama yarım kaldı. Ulus Tüneli Projesi ve Tip Konut Projesi ise uygulanmadı. Türkiye ortamında yarışma projelerine bakıldığında, uygulanmamalarının nedeninin genelde yarışmayı açan idarelerin değişmesi ya da yeterli finansmanın sağlanaması olduğunu görürüz. Ancak, şunu da söyleyebilirim ki yatırımcı firmalar ya da kamu kuruluşları yarışmalardaki performanslarımızı önemseyip, bizlere iş veriyorlar. Mesela İzmir Bornova Kültür Merkezi ve Opera Binası  bu anlamda gerçekleştirdiğimiz bir projedir, umarım uygulaması da gerçekleşir.